ruyalar ulkesindeki gercekler
Çarşamba, Ocak 31, 2007 Manhattan seni hala seviyorum.....


Evvet yillarca hem calisip hemde yasadigim Manhattan'dan yaklasik 15 dakika uzakliktaki New Jersey'nin kucuk bi kasabasina tasindim...Hayatimda aldigim en dogru kararlardan biri oldu sanirim bu...Milyonlarca amerikali gibi new jersey de yasayip new yorkta (Manhattan) calisanlar kervanina bende katilmis oldum....

Sehre hem cok yakinim , hemde sehrin gurultusunden karmasasindan uzagim....hayatimi hep buyuk sehirlerde gecirmis olmam nedeniyle aslinda buyuksehirlerin yasam tarzina son derece meyyalim, acikcasi cok kucuk olcekli bi sehirde cok uzun surelide yasayamam....Ama Manhattanda yasarsaniz ustelikte cok aman nezih bi semtinde degilseniz gece sabhalara kadar uyuyamama riskinide goz onune alirsaniz cokta ideal bi yer degil acikcasi...Ama nedense hayat hep bu sehrin etrafinda donuyor...

Aslinda amerikan ruyasinin bi parcasi bu ..kendini ister istemez icinde buluyor insan, amerikada cok sacma bir sey olan kira odemekten kurtulup kendi evini almak (turkiyede uygulanmak istenen mortage sistemi) ve yasam tarzini ona gore yapilandirmak hem amerikalilarin hemde gocmenlerin en buyuk hedeflerinden biri..

Artik en kisa surede kendimi bahceme adamak cimlerle, gullerle ilgilenmek en azindan hafta sonlarimi bu sekilde gecirmek icin gun sayiyorum....

Galiba ben hem evimi, yeni semtimi hemde Manhattini cok seviyorum:)

Posted by newyork'ta bir adam :: 6:42 ÖS :: 5 comments

Post / Read Comments

---------------oOo---------------

Pazartesi, Ocak 29, 2007 organic yiyelim, saglikli kalalim



Organic urunler gittikce inanilmaz buyuk bir pazar olmaya basladi...Insanlar aslinda aradaki farki ve yararlarini daha bilmeden organic urunlerin tuketimine basladi...Sutten yogurda, yumurtadan recele herseyin organicigi o kadar revactaki....

Meyveciligin ilk yillarinda bana organic urunler ile normal urunler arasinda cok fazla fark yokmus gibi geliyordu ama son yillarda bende bayagi bi hissetmeye basladim dogrusu ...asdece meyve sebzede degil hemen butun urunlerde organic farki cok belli olmaya basladi benim icin , mesela bugun organic sut ictim , inanilmaz guzeldi tadi....

tabi uzamanlar isin commercial boyutununda oldugunu belirtiyorlar..her urunun organic olmasi cokta besinsel deger saglamiyor diyorlar, soyleki yediginiz kivinin yada misirin organic olup olmamasi cok onemli degilmis ama , elmadan kirmizi bibere bi cok sebze ve meyvenin organigi daha makbul.....

Simdilik sadece amerikali arkadaslarimiza organic urunler satma imkani bulabiliyoruz ama turkiyede de organic tarim gunden gune gelisiyor ve dunyadaki trendi yakalayabilecek kardeslerimiz cok cok gusel isler yapabilecekler....

Ne diyeyim, organic yiyeyim, organic ye, organic yesinler:) hem saglikli kalalim hem para kazanalim dimi ama:)

P.s gormus oldugunuz resimlerde organic italyan patlicanlari ve orange biberleri..


Posted by newyork'ta bir adam :: 11:17 ÖÖ :: 3 comments

Post / Read Comments

---------------oOo---------------

Cumartesi, Ocak 27, 2007 japonlar neden turkleri sever?



Yurt disinda uzun yillar yasayinca ve malum ser de sosyologlukta olunca hep gozlemleme firsatim olmustur diger milletlerden insanlarin turklere bakis acilarini....Japonlarin ve korelilerin turkleri cok sevdiginede her zaman sahit olmusumdur..Cinlilerin bakis acisini sanirim soylemeye gerek bile yok,adamlar kilometrelerce set yapmislar kolay degil dimi ama:)

Konu ile ilgili bir haber dikkatimi cekti gecenlerde..Tarihte ciddi ve etkin anlamda turk japon iliskilerini baslatan bi olay aslinda osmanli donanmasinin ugramis oldugu elim ve talihsiz bir kaza..Ertugrul isimli Osmanli firkateyninin huzunlu batis hikayesi ecdadin neredeyse 120 yil once yaptirmis oldugu denizcilik harikasi geminin batis hikayesi hem cok dusundurucu hemde ilginc....Buyukelcilik cok gusel bir yazi hazirlamis konu ile ilgili...
''
Ertuğrul Fırkateyni, Temmuz 1889’da İstanbul’dan yola çıktı. Güzergahı boyunca çeşitli limanlara uğrayarak seyahat ediyordu. Fırkateyn Singapur’a vardığında Kafile Başkanı Albay Osman Bey Amiralliğe terfi ettirildi. Kafile, uğradığı ülkelerin halkları ve Müslümanlar tarafından görkemli sevgi gösterileriyle karşılanıyor, gemiyi kimi zaman binlerce kişiden oluşan gruplar ziyaret ediyordu. Gemi, 11 ay sonra 7 Haziran 1890 tarihinde Japonya’nın Yokohama Limanına vardı.Japon İmparatoru, Türk amiralini ve heyetini görkemli bir şekilde karşıladı. Şehir halkı Türk amiralinin saray arabası ile İmparatorun yanına gidişini sevgi gösterileriyle takip etti.Ertuğrul Fırkateyni, Japon sularında kaldığı üç ay boyunca etrafındaki binlerce Japon kayığına 50 kişilik bandosuyla konserler verdi. Nihayet geri dönüş yolculuğu için hazırlıklar tamamlandı. Yola çıkılacağı gün Japon Bahriyesinin tayfun uyarısına rağmen, Ertuğrul Fırkateyni planlandığı gibi 15 Eylül 1890 tarihinde Yokohama Limanı’ndan ayrıldı. Kushimoto açıklarında tayfuna yakalanan Ertuğrul Firkateyni 16 Eylül 1890’da kayalara çarparak battı. Kazadan sadece 69 denizci kurtulabildi, Amiral Osman Bey de dahil diğer mürettebat hayatını kaybetti. Ertuğrul Fırkateyni’nin trajik sonu Türk-Japon halklarını yakınlaştırdı. Yöre halkı, kazadan kurtulanlara büyük yardım ve yakınlık gösterdi. Torajiro Yamada isimli bir Japon, şehit yakınları ve kazazedeler için yardım kampanyası düzenledi. Toplanan para aynı kişi tarafından dönemin padişahına teslim edildi. Hayatta kalan 69 denizci, Japonya İmparatorunun talimatıyla Hiei ve Kongo isimli iki askeri gemi ile İstanbul’a gönderildi.Kazada ölenlerin anısına Kushimoto’da bir Anıt yapılmıştır. İlk anıt Japonlar tarafından 1891’de dikilirken, 1929 yılında yine Japonlar tarafından genişletilmiştir. Şehitlik Anıtı, 3 Haziran 1929 tarihinde Japon İmparatoru tarafından da ziyaret edilmiştir. 1937’de Türkiye tarafından restore edilen anıt önünde her yıl düzenli olarak anma törenleri yapılmaktadır.Kushimoto kasabası Mersin ve Yakakent ile kardeş şehirdir. Kushimato’da bir de müze bulunmaktadır. 1974 yılında inşa edilen "Türk Müzesi"nde Ertuğrul Fırkateyni’nin maketi, gemideki asker ve komutanların fotoğrafları ve heykelleri bulunmaktadır. ''

konu ile ilgili daha genis bilgiye ulasmak isteyenler tokyo buyukelciliginin sayfasini ziyaret edebilirler.http://www.turkey.jp/tr/ertugrulfrigatet.htm

bir diger onemli link te burda: http://tr.wikipedia.org/wiki/Ertuğrul_Fırkateyni

Posted by newyork'ta bir adam :: 7:28 ÖS :: 3 comments

Post / Read Comments

---------------oOo---------------

Çarşamba, Ocak 17, 2007 Niye Boyle yapiyorum....





Uzun ama oldukca uzun zamandir dusunuyorum...niye boyle yapiyorum diye....rahatsizligim aslinda kendime dair en basta....

O kadar cok isi sonraya erteliyorumki neredeyse ertelemeyide erteleyecegim yakinda...Aslinda belkide bu durum uzerimdeki sorumluluklarin cok fazla olmasindan kaynaklaniyor..bilmiyorum acaba gene kendimi mi ikna ediyorum biseylere bu satirlari yazarken...

Aslinda son zamanlarda o kadar koyude degilim ama ne bileyim....Ama heralde hem benim gibi bir cok isi kisa zamanda beceren hemde bir cok isi ertelemeyide beceren birisi azdir...En azindan amerikada kendine kocaman ev alipta tasinmak icin neredeyse 6 bekleyip bir studyoda yasamaya devam eden insan sayisi pek fazla degildir heralde....

Nice zamandir gunluk olarak yapmam gereken seyleri aksatmamak icin kendime soz veriyorum ,,bunlardan biride duzenli olarak gunluk tutmak ....tabiki kastim geleneksel gunluk degil...Ahmet abinin bile blogger oldugu bi donemde benim hala 3 ayda bir bolugumu ziyaret ediyor olmam heralde pek yakiisk almiyor dogrusu ..o yuzden bi yerlerden baslamak lazim diyorum ...

bakalim gun ola harman ola....ama ne demisler gelin bile ata binmis ya nasip demis....o vakit ''ya nasip''....

Posted by newyork'ta bir adam :: 10:08 ÖS :: 3 comments

Post / Read Comments

---------------oOo---------------